Tarih Taraf Tutar
Evet, yanlış okumadınız; tarih taraf tutar. Kim, sağlam, çok, samimiyetle ve sebatla çalışıyorsa onun yanında yer alır.
Kudret bunun mukabilinde doğar. Sürekli ağırlık kaldıranın, gösterdiği bu çalışma ve sebat karşısında elde edeceği şey gösterişli kaslardır. Zeka ve fikir için de aynı şeyleri söylemek mümkündür.
Sebatla, samimiyetle ve sebatla çalışan insanların ve toplumların yazacağı şey tarihtir; tarihin yazacağı da onlardır.
Bugün, dünyanın geldiği noktada, tıkanan ekonomik mekanizmaların, tıkanan ahlaki yapıların, tıkanan sosyal sistemlerin çıkışı doğrudan müdahalelerdir. Doğrudan müdahale, tıkanan yolların açılması için yegane yol olmuştur.
Silah sanayi tıkanır, savaşlar başlar. Siyasal sistem tıkanır, renkli devrimler olur. Sosyal sistemler tıkanır, insanları yönlendirecek televizyon programları başlar.
Görüldüğü üzere, dünyaya her anlamda yayılmak gayesinde olan devletlerin vaktiyle gösterdikleri samimiyetten yoksun ama çok çalışma tarihin (yarım yamalak da olsa) yanlarında yer almasını sağlamıştır.
Asla samimi değillerdi, hala da değiller. Çünkü temel ‘insan’ değildir. Ancak çok çalışmışlardır. Çok sebat etmişlerdir. Tarih bu nedenle onların yanında oldu.
Ancak samimiyetten yoksunluk karla örtülen pislikleri bir güneşle açığa çıkarır. Güneş bir yerden doğar ya da karlar içeriden ısınır ve her şey açığa çıkar. Bugün bu ‘her şey’ açığa çıkmaya başladı.
Samimiyetten yoksun çok çalışmanın aslında neyi amaçladığı anlaşılmaya başlandı. Savaşların nasıl çıkarıldığı, terör örgütlerinin nasıl desteklendiği ama pis ağızlarla demokrasi ve barış nutuklarının nasıl sahte yüzler ve cilalı laflarla atıldığı anlaşıldı.
Tarihin bozgunculara sırtını döneceği dönem işte bu dönemdir. Hakikat elle tutulabilen, kontrol edilebilen bir şey değildir. Bir süre üstü örtülür gibi olsa da er geç ortaya çıkar. İşte tarihin bu dönüm noktasında hakikat beliriyor. Samimiyetsizlerin (bozguncuların) neleri nasıl yaptıkları meydana çıkıyor.
Tarih bizim gibi samimi insanların tarafına geçiyor.
Başa dönelim: Sağlam, çok, samimiyetle ve sebatla çalışanlar! Tarihin, yanında olacağı kimseler… Samimi olduğumuza kuşku yok! Peki sağlam, çok ve sebatla çalışmak? Bunlar konusunda söz verebilecek olan var mı?
Varsa ölene kadar tarihle kol kola yürümek zamanı gelmiştir. Bozguncular bir okuyorsa iki okuyan; onlar bir saat çalışıyorsa iki saat çalışan; onlar bir düşünüyorsa iki düşünen samimi, “insanı temel alan” vatan evlatlarının tarihle aynı safta yer aldığı vakit işte bu vakittir.
Tarih kırılıyor. Zamanın ruhu bizden yanadır. Sanayileri, savaş çıkmadan işleyemez; zoraki anlaşmalarla mal satmadan büyüyemez. Kültürleri, ambalajlanmadan aktarılamaz. Ambalaj ürünü güzel gösterir de içinden çıkanın ne olduğunu bile bilmiyorsan, adeta Truva atını içeri almış olmaz mısın? Onların siyaseti entrika, düzenbazlık ve iki yüzlülük olmadan başarılı olamaz.
Temelinde, adaletin de, samimiyetin de, maneviyatın da, hakikatin de olmadığı bir düzenin ilerlemesi mümkün değildir. Bunun içindir kim tarihin de böylelerinin yanında olması mümkün değildir.
Peki ya buna rağmen, gözleri kapalı, kulakları tıkalı, ağızları bantlı, zihinleri kör kimselerin onların yanında olmasına ne demeli? Onlara yakın olanlar mı?
Bugün, tarihin büyük devletlere yakınlaşmaktan öte, uşaklık edenlerin yanında olması mümkün değildir. Ne demiştik; tarih sebatla ve samimiyetle çalışanların yanındadır. Uşaklık sebatla çalışmayı gerektirmez. Müstemlekeler, aksine çok ama çok tembeldir. Müstemlekeler, uşaklı ettiğine hayrandır. Kompradoru efendisinin mallarına; askeri, efendisinin teknolojik ordusuna; aydını, efendisinin psikolojik harekat dairesinde görev yapan aydınına, sanatçısı, efendisinin kendisine bir şey anlatmayan eserlerine hayrandır.
Tarih müstemlekelerin ve onun içinde yaşayan halkın yanında değildir.
Samimiyetle ve sebatla çalışan insanların ve toplumların yazacağı şey tarihtir; tarihin yazacağı onlardır.
Tarih kırılırken, birçok parça kopup, tarihin sonsuz derinliğinde kaybolacaktır. Ya kalan büyük ve asıl parçada oluruz ya da kopan tarafta.
Ben, kalan ve büyük parçanın üzerinde olacağım. Hakikatle çalışacak ve sebat göstereceğim; yıllardır yaptığım gibi. Okuyacağım, düşüneceğim, yazacağım, anlatacağım…
Büyük ve hakikatin kapladığı parçada olmak isteyen varsa bir anda üç kişiyiz:
Ben, sen ve tarih!
Levent Karaca